Belki tuhaf gelecek ama en çekindiğim deplasmanlarımızın başında Kızılyıdız geliyordu. Ne yazık ki korktuğum başıma geldi. Monaco ve Kızılyızldız yenilgileri ile Milano ve Real galibiyetlerinin hiçbir önemi kalmadı.
Benim anlamadığım, nedense 1 oyuncumuz sakatlandığında bütün ritmimiz bozuluyor. Düne kadar adeta bir kaşık suda boğulmak istenen Henry'nin sakatlanması ile takım adeta dağıldı. İşin daha da tuhafı, eksilince ritmimiz düştüğü gibi artınca da aynı tepkiyi veriyoruz. Nando ve Barthel geldi takımın hali ortada. Bu gidişle görünen o ki Vesely geldiğinde de son umutlarımız bitecek.
Kızılyıldız'a bakıyorum, adamlar içeri-dışarı sürekli top dolaştırarak boş adam bulmaya çalışıyor. Biz ise sürekli zorlamalar, zor atışlarla dağınık bir oyun anlayışı. Hiç hakemlere, sağa-sola bahane bulmaya gerek yok. Kötü bir oyun oynadık ve yenildik. Gerçekten üzgünüm.