Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Hall-Nando
Tucker-Melih-Mert
Tarık-Onuralp
Jantunen-Melli-Metecan
Bacot-Birch

Baldwin'i dinlendirir diye tahmin ediyorum.
2
Renktaşlar bir sorum olacak. Gördüğüm kadarıyla son iki yıldır deplasman tribünü uygulaması var euroleaguede, belli ki bu konuda bir düzenleme yapılmış, dolayısıyla deplasman maçlarına bilet bulmak kısmen kolaylaşmış. Bunun için kulübe başvurmak gerekiyor mu? Bu türden bir prosedür var mı?

13 Marttaki Kızılyıldız deplasmanına gitmek istiyorum. Oralarda yaşayan ya da Belgrad ile bağlantısı olan var mı? (Bu arada Macaristan'da yaşıyorum, yani Türkiye'den geçmeyeceğim oraya).

Bu konuda bilgisi olan, oralarla bağlantısı olanlar varsa bilgi paylaşabilirse, yol yordam gösterebilirse sevinirim.

Saygılar
3
Fatih Dilber’i ve Utkan Şahin'i dinledim. Fenerbahçe blok yapma ve rakibe top kaybı yaptırma noktasında son sıralarda euroleaguede. Buna karşın rakiplerine en düşük yüzde ile ikilik ve üçlük attıran, rakiplerin en az asist sayısı bulabildiği takımmış. Oyuncuları da tek tek ele aldılar, bireysel anlamda savunması iyi olan üç adam var; Melli, Birch ve Hall. Hadi isteyince biraz da Baldwin. Geri kalan oyuncularımızın tamamı savunmada defolu oyuncu tipi.

Lafı şuraya getireceğim. Saras ile üç yıllık kontrat yapmak büyük iş. Yazdıklarıma göz atanlar fark etmişlerdir Guduric’in gönderilmesine ne kadar karşı olduğumu ki manevi oğlum olduğunu yazanlar da olmuştu, o Guduric belki F4’ün kıyısından dahi geçemeyecek bir daha. Şuna bağlayacağım; aynı Obradovic dönemi gibi Saras bizde olduğu müddetçe zeki oyuncular, şampiyonluk görmek için bir şeylerden feragat edebilecek oyuncular bizi tercih edecekler. De Colo gibi bu işlere doymuş adam bile son kez yaşamak için bunu aile düzenini falan bozup bize geldi beş aylığına. Keza Silva öyle. Fenerbahçe Obradovic sonrasında cazibesini kaybetmişti. Saras ile tekrar cazibe merkezi haline geldi. Tucker'ın yaptıkları ve yapabilecekleri de NBA sularında gark olan Amerikalıların ilk adresi yapabilir bizi ki tüm iyi niyeti bir tarafa Tucker'ın performansında da ciddi bir Saras dokunuşu var.
4
Fatih Dilber’i ve Utkan Şahin'i dinledim. Fenerbahçe blok yapma ve rakibe top kaybı yaptırma noktasında son sıralarda euroleaguede. Buna karşın rakiplerine en düşük yüzde ile ikilik ve üçlük attıran, rakiplerin en az asist sayısı bulabildiği takımmış. Oyuncuları da tek tek ele aldılar, bireysel anlamda savunması iyi olan üç adam var; Melli, Birch ve Hall. Hadi isteyince biraz da Baldwin. Geri kalan oyuncularımızın tamamı savunmada defolu oyuncu tipi.

Lafı şuraya getireceğim. Saras ile üç yıllık kontrat yapmak büyük iş. Yazdıklarıma göz atanlar fark etmişlerdir Guduric’in gönderilmesine ne kadar karşı olduğumu ki manevi oğlum olduğunu yazanlar da olmuştu, o Guduric belki F4’ün kıyısından dahi geçemeyecek bir daha. Şuna bağlayacağım; aynı Obradovic dönemi gibi Saras bizde olduğu müddetçe zeki oyuncular, şampiyonluk görmek için bir şeylerden feragat edebilecek oyuncular bizi tercih edecekler. De Colo gibi bu işlere doymuş adam bile son kez yaşamak için bunu aile düzenini falan bozup bize geldi beş aylığına. Keza Silva öyle. Fenerbahçe Obradovic sonrasında cazibesini kaybetmişti. Saras ile tekrar cazibe merkezi haline geldi. Tucker'ın yaptıkları ve yapabilecekleri de NBA sularında gark olan Amerikalıların ilk adresi yapabilir bizi ki tüm iyi niyeti bir tarafa Tucker'ın performansında da ciddi bir Saras dokunuşu var.
5
Hiçbir sezona benzemiyor bu sezon.
6
Kizilyildiz 3 hafta ust uste 100 sayi barajini gecerek deplasmanda milano, monaco ve bolognayi yendi.
7
Zeljko Obradovic Fenerbahçe Basketbol Forumu / Ynt: Sarunas Jasikevicius
« Son İleti Gönderen: aBouT Bugün, 02:24:53 »
https://youtu.be/B4i5BlUQOU8

Çocuk gibi bu videoyu izliyorum. Çok güveniyoruz hocam...
8
çok net bir şampiyonluk daha geliyor galiba.

koltuğa sikini taşağını yayarak sezon boyunca keyif alarak maç izlemek varken, olumsuzu arayıp sinir olarak maç izleyen tayfaya tavsiyen, keyif alın. :)

Maçta olan bir arkadaşım yazdı. "Euroleague mafya" diye bağıran olmuş. Saras özellikle vurguladı, şu boku yemeyin diye. Keyif falan gelmez bizim seyirciye.
9
Maçı kazandığımızı anladığımız an kontak kapatma huyumuzu hiç sevmiyorum. Şu piçler bizi yakaladı mı 30 farkı 40'a çıkarmak için götünü yırtıyor, bizse 81-55 olunca maçı bırakıyoruz. Kaç maçı 30+ kazanacakken azıcık farkla kazandık.

''seninki şımarıklık'' diyeceksiniz belki ama maçı hiç izlememiş birisi ''Fener zar zor kazanmış, muhtemelen son anda koparıp almış'' der. 81-62 olduğu an kapattım maçı, belliydi maçı bıraktığımız.

Takımla ilgili tek derdim bu şu an ;D

Ağbi sakatlık kaza bela olmasın, gerisi hikaye. Aktif dinlenme yaptık. Efes maçından sonra fikstür çok zorlaşıyor. 13-19 Mart arasında 17 günde 8 maç yapacağız Pire'deki dam akıntısı yüzünden.
10
Baldwin mi Tucker mı?

Bu yıl bağlamında yazıyorum, ilk 35 dakika Tucker, son 5 dakika Baldwin. Seneye nolur bilmem, belki 40 dakika Tucker da diyebiliriz o zaman. Diyeceksin neden. Hala deli dana gibi dalma alışkanlığı var. Telafisi olan maçlarda eyvallah ama play off ve F4'te can yakabilir bu alışkanlığı. Geçen yılki finali geçenlerde tekrar izledim. İkinci yarıda Baldwin'in soktuğu şutların biri girmese şu an başka bir şey konuşuyor olabilirdik.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10