Final serisi ile ilgili, seri bittikten sonra kendi penceremden genel bir yorum yapacaktım... Ancak son birkaç maçtır, özellikle spesifik olarak takımımızdaki bazı oyuncularımıza fazlaca güvenildiğinden olsa gerek, acımasızca eleştiriler yöneltilmektedir. Burada okuduklarımın belkide %90 ını maç içerisinde ben de bir çok oyuncumuz hatta koçumuz hakkında farklı psikolojilerle kusuyorum da... Ama aklı selim düşünmekte fayda var. Kötü oynarken bile takımımız saha avantajını eline geçirdi. Ayrıca bir çok kez kötü oyuna rağmen maçları çevirdiğimiz de oldu. Cuma-Pazartesi periyodundan sonra, 2 günde 1 maç yapan sporcular, üç farklı kulvarda da kendilerini ispat etmediler mi ki hala onlara birer robot muamelesi yapıyoruz?
1-Efes uzun süredir sadece ligde oynuyor. Psikolojik olarak da fiziksel olarak da final serisine bize göre daha hazırlar.
2-Efese göre rotasyonumuz bir tık sıkıntılı. Çok büyük bir etken değil ama yorgunluk ile birlikte değerlendirilince, problem olmakta.
3-Euroleague sertliğine ne zaman çıkmak istesek hakemler saçmalamaya başladı. Alıştığımız arenada oynamak ile TBL de oynamak arasında istesek de istemesek de fark var.
4-Ülker arenada oynamak bir çok oyuncumuz için ekstra motivasyon kaynağıdır diye düşünüyorum.
5-Bazı maçlarda şutlarınız girmez, önemli olan doğruları yapmaya devam etmektir. Vesely 1/10 den sonra playoff da %60 larda.
6-Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, biz savunma takımıyız. Rakibimiz 65-75 bandında kalmalı.
Toparlayacak olursak; takım olmak demek, zaman zaman arkadaşının eksiklerini kapatmak ve birlikte savaşmak demek. Demek ki son dönemde oyuncularımız daha az açık kapatıyorlar... Herkes mükemmel oynayamaz. Hatalar yapacağız elbette. Bırakalım bireysel performansları, takımın genel durumunu sorgulayalım bence. Takımdaşlık ruhuyla arkadaşlık ruhuyla Bogdan ve Sloukas da kendilerine gelecektir. Yarın takım daha iyi olacak, ben inanıyorum, göreceksiniz..