Bugün Galatasaray’ı 15 sayı farkla yendik. Ancak skor bizi aldatmasın. Maça gerçekten çok kötü başladık; adeta kabus gibi bir ilk çeyrek oynadık. İkinci çeyreğin sonuna doğru, biraz da şansın yardımıyla farkı açmaya başladık. Üçüncü çeyrekte ise oyunu tamamen ele alarak kapanmayacak bir fark yakaladık. Dördüncü çeyrekte kötü oynamamıza rağmen farkı belli bir seviyede tutmayı başardık.
Ama tekrar altını çizmek lazım: Skor bizi yanıltmamalı. Bugüne kadar oynadığımız Galatasaray maçlarına genelde çok iyi başlayıp üstünlüğü erkenden alıyorduk. Bu maçta ise senaryo farklıydı.
Galatasaray bugün boyalı bölgeyi etkili kullanamadı, dış atışlarda da oldukça kötü bir performans sergiledi. Böyle bir Galatasaray’ı her zaman bulamayız. Nitekim üçüncü çeyreğin sonuna kadar üçlük isabetleri yoktu; sonrasında ise neredeyse attıkları her üçlük sayı oldu. Biz ise yanlış hatırlamıyorsam son çeyrekte üçlük isabeti bulamadık.
Bu yüzden şunu unutmamak gerekiyor: Hem boyalı alanda hem de dış atışlarda bu kadar düşük yüzdeyle oynayan, üçlüklere bu kadar geç giren bir Galatasaray’ı tekrar yakalamak kolay olmayabilir.
Elbette galibiyet çok değerli. Ancak bu detayları göz ardı etmemek gerekiyor. Nitekim maç sonunda hocamız da buna benzer bir vurgu yaparak, “Bir sonraki maçta baştan itibaren oyunu kontrol altına alacağız” dedi.
Şunu da gözden kaçırmayalım: Galatasaray bu yıl EuroLeague Women’da ve ligde son derece iddialı, pahalı ve kaliteli bir kadro kurdu. Bizim dışımızda neredeyse kimseye kaybetmediler. Bizim yenildiğimiz Basket Landes’e onlar da yenildi ama play-off’ta rakiplerini elediler.
Galatasaray’ın son yıllarda bize karşı yaşadığı başarısızlık bana göre artık psikolojik bir boyuta ulaşmış durumda. Aksi halde sezon boyunca birçok güçlü rakibi mağlup eden bir takımın, Fenerbahçe’ye karşı dört maçta da kaybetmesini başka türlü açıklamak zor.
Gerçekçi olalım: Galatasaray karşısında şu an hem psikolojik üstünlüğümüz hem de belli ölçüde bir şans faktörümüz var. Bu, ortaya koyulan oyunun değerini düşürmez; ancak tabloyu doğru okumak gerekir.
Bu sezon şampiyon olsak bile, önümüzdeki yıl en ciddi rakibimizin yine Galatasaray olacağını unutmamalıyız. Bu yüzden işi sıkı tutup temeli sağlam atmak şart.
Detaylara cok giremeyecegim ama neredeyse bastan asagi katilmadigim bir yazi.
Kusura bakmayin ama adamlarin kendi kitlesi bile aradaki guc farkini biliyor va boyun egiyor. Johannes geldigi gunden bu yana en iyi oyununu oynadi, %50 ucluk attilar ki bana gore muthis bir yuzde, biz ise emma ve gabby'den neredeyse hic katki alamadik. Berbat dis şut attik. Bizim vasat bir oyunumuz rakibin de oldukca konsantre bir oyunu vardi, buna ragmen mac icinde 30 sayilik difarensiyel fark yakaladik. Eurolague kalitesi denen sey de bu sene yok denecek kadar yerlerde. Prag'in ölüsü 2 macta da yendi bunlari.
Rakipten johannes haric bizde oynayacak tek isim bile yok ki bizden onlara gozu kapali 6-7 kisi banko gider.
Guc farki baya baya var arada ama benim dikkat cektigim konu burasi turkiye ve futbol dahil ne kadrolarla biz bunlara yenildik ve kupalar verdik. Zira turkiyede bir derbi atmosferi yaratildigi icin isin icine eyyam da girince bu farki minimize ettiriyorlar.
Gecmis senelerin mersini, pragi, avenidasi falan olsa bunlarin esamesi okunmaz hic bir yerde.
Neyse gorus ayriligi olur elbette. Normaldir ama dedigim gibi katilmadigim taraflar cok.