Sağlam bir sıçıp sövesim var aslında da en hafif kelimelerle yazmaya çalışacağım.
Attığı sayılar şaşırtmasın, ThT'nin oynadığı oyun bir süredir ayak bağı takıma. En büyük korkumdu, oyunun sıkıştığı anlarda ihtiyacımız olan birebir oyunların takımın karakteristiği olması, oldu gibi hissediyorum. Tht'nin oyunu maç boyunca ritim bulmamızı engelledi, oyunun bize döneceği anlarda hep yanlış tercihi yaptı. Rahatlığı beni rahatsız ediyor. Umarım toparlanır.
Jantunen için ne diyeyim bilemiyorum. Basketboldaki Szymanski'miz oldu gibi o da. İş kendisinden başlıyor tabi de tribün sosyal medya vesaire hep beraber üstündeki baskıyı arttırmak için her şeyi yapıyoruz.
Silva da "kime maşallah dediysek..." hesabı oldu. Gösterişli smaç lüzumsuzluğu aşkına temiz -4 sayı yazdı.
Melli'siz, Tarık'sız, Hall'suz olmuyor. Hall sahadaydı ama maç eksikliği böyle bir şey, bir anda ha deyince dönemiyorsun bıraktığın yerden. Hall linçi de başlamış ufaktan zaten. Sanırım Fikirtepe çocuğu falan olduğunu düşünüyor aklı evveller...
Saras 4 maçtır basın toplantılarında uyardı; oyuncular kendilerini iyi zannediyor ama iyi değiliz minvalinde cümleler sarf etti. İpleyen yok gibi maalesef.
F4'e kalırsak ne yapacağı kestirilemeyen en tehlikeli takım oluruz ama F4'e kalırmıyız bu kafayla emin değilim. Bu işin Hapoel ya da Pana ile eşleşmesi falan da var ki 3 ya da 4 bitirirsek öyle olacak gibi zaten. İlkinde İstanbul'da oynayamıyorsun siktiğimin siyonist lobisi yüzünden, diğerinin de muhakkak Atina'da olması gerekiyor euroleague yönetimi perspektifinden.
Umarım "nehri geçip derede boğulma işi" olmaz. Laubalilik kaldırmaz buralar.
Hakemler de içine sıçtılar maçın. Yenilgiyi tamamen onlara bağlamak gibi bir niyetim yok ama basketbol zevki falan bırakmıyorlar insanda. Komik sayılabilecek 9-10 düdük var en az...