Kadın Basketbolunda yaklaşık 9 sene sonra Beşiktaş'a yenildik. Yaklaşık 2 yıl sonra da Türkiye Ligi'nde herhangi bir maçı kaybettik. Geçen sezonun namağlup şampiyonu ligin daha 4. haftası mağlubiyetle tanıştı. Üstelik 40 dakika boyunca ne yaparsak, rakibe cevap veremedik. Bizim hep bir adım önümüzde oldular. Alan savunmasına karşı tıkandık. Ceza şutörü çıkaramadık. Hücum ribauntlarında ezildik, vs.
Ahmet Çakı ise takım ne zaman ritim bulur gibi olsa hemen rotasyonlara başlayıp, momentumun tekrar rakibe geçmesine sebep oldu. Rotasyon basketbolda büyük kumardır. Kadın basketbolunda çok daha büyük risktir. Yetenek havuzu çok dar olan bu branş, birkaç oyuncunun etrafında döner. Onları tamamlayacak birkaç yan parça bulursun, olay biter. Öyle çok oyuncu değiştirdik ki, ekran başında ben takip edemez oldum. Hâliyle sahadaki oyuncular da şaşırdı. Tanjevic'in rotasyonları bile bu kadar kaos yaratmıyordu.
Son bir uyarı: Lig finali geldiğinde, saha avantajı kadın basketbolunda erkek basketbolundan daha önemlidir. Dolayısıyla, normal sezondaki 2 Galatasaray maçını da kazanmak zorundayız artık. Ama önce kadın basketbolunu çocuk oyunu gibi görmekten vazgeçip, fantazilerden kaçınmak lazım. Daha garantici olmak lazım. Önemli maçlarda bu oyun 8 kişi ile döner. Fazlası kendi ayağına sıkmak olur.
Umarım Galatasaray maçına kadar ayaklar yere basar.