Saha avantajı nasıl bir şeymiş; onu da gördük. Sanki biz 40 dakika marşlar, şarkılar söylenmesini istiyoruz. İlgisi yok. Maçı yaşamak, takımla bir bütün olmak nasılmış; bugün Malaga seyircisi gösterdi. Bizde olsa doğum günü kutlamaları vs gibi seramonilerle baskı kuracak seyircinin de sesi kısılırdı. "Otur yerine, rahatsız oluyoruz, bağırmayın kulağımın dibinde" fırçaları da cabası.
Geçen hafta maçta halkla ilişkiler sorumlusu Defne hanım önümde oturuyordu, sohbet ederek bu salondaki organizasyonel yanlışları kendi bakış açımıza göre anlatmaya çalıştım. Ama boşuna dert ediyoruz herhalde, koskoca Amerikan işletmesinden iyi mi bilecez 😊
Gruptaki İspanya deplasmanlarından mağlubiyet almak bana şaşırtıcı gelmiyor. Fazla aktif gözükmezler ama damarları kabardı mı yediden yetmişe saydırmaya başlarlar. Vasquez'in sakatlandığı pozisyon sonrası üç kere hücuma yeltenerek onları fazla doldurduk, son periyotta da bize acımadılar.
Aslında bugün salon yarım yamalak bir kalabalıktaydı, zira İspanya'da bir maç için saat 7 çok erken bir saat. Üstüne aynı akşam dokuzda iç sahada Valencia ile futbol maçları da vardı.
Her ne kadar salon stad arası 8-10 km falan olsa da erken saatteki basket maçına gitmeyenler olmuştur.
Neyse artık bu zayıf ortamı değerlendiremedik, bizde hafta boyu ülker laviva çikolatalarını tüketelim de belki maçları da ayakta dolu dolu yaşamaya başlarız
