Fakat 81'in de şöyle bir yanı var: Maç aslında bitmişti ve son altı - yedi dakika Kobe'den başka kimse top kullanmadı. Takım halinde herkes ona çalışıyor, rekor kırsın diye uğraşıyordu. Ve Kobe son beş dakika kullandığı şutların neredeyse tamamını kaçırdı. Ama Kobe'ye yardım eden sadece kendi takım arkadaşları değildi. Toronto'lu oyuncular da, kopmuş maçta gereksiz fauller yaparak adeta onun rekor kırması için gizli bir çaba gösterdiler. Keza hakemler de onu en ufak temasta çizgiye yollayarak... Kısacası, 81 sayının 65'ten -haydi 70 diyelim- sonrası hormonludur. Reyting amaçlıdır. Bu anlamda mesela benim için Dallas'a üç periyotta attığı 62 sayı daha değerlidir Kobe'nin... Çünkü anasının ak sütü gibi helalindendir.
Wilt'in 100 sayısı konusunda Umut'un yazdıklarına katılıyorum. Benim için NBA'de modern basketbolun miladı 1969'dur. Kareem Abdül-Jabbar her dönemi kıyaslayacağımız bir kriterdir çünkü. Basketbolu 1970'lerde bırakan 1960'ların efsaneleri karşısında da aynı istatistikleri yapmış, 1990'ların sonuna ve hatta 2000'lerin başına kadar oynayan başka efsane pivotların ilk yıllarına, 1989'da biten kariyerinin sonlarında erişip, onlar karşısında da benzer performansları sergilemiş. Yani onu 1950'lerin sonuna ve 1960'lara damga vuran Wilt'e karşı da izledik, 2000'lerin ilk yıllarına kadar basketbol oynayan Hakeem Olajuwon ve Patrick Ewing'e karşı da... (Kareem'in NBA kariyeri 1969'da başlayıp 1989'da sona erdi ve bu süreçte hep büyük oynadı. Bu sebeple modern basketbolun miladı kabul edilecek yegane örnektir. "Şu devirde olsaydı" denilecek son kişidir.)
Wilt gerçekten çok büyük oyuncu, ama o dönem basketbolunun rakamları ölçü değil. Zaten koca lig 8 takımdan oluşuyor ve boyu uzun denilen iki pivot var koca ligde... 2:08 Bill Russel ile 2:16 olan Wilt. Bu durum asla onların büyüklüğüne şüphe getirmez. Ama büyüklükleri ile rakamları paralel değildir. Mesela Zeki Rıza Sporel ya da Lefter'in bir maçta 8 gol birden atması gibidir. Bu rakamlarla bugünün futbolcularını kıyaslayamazsınız. Hep söylerim, belki on kez yazdım: Wilt bu dönemde yaşasa Shaqullie O'Neal rakamlarıyla oynardı. Shaq o dönemde yaşasa Wilt'in rakamlarıyla... Kaldı ki, 100 sayının hikayesinde şu da vardır: Normalde Wilt çok kötü serbest atış atar ve takımlar onu çizgiye göndermek için taktik faul yaparmış. O gün atacağı tutuyor ve sanırım çizgiden 40 isabet bulmuş. (Tabii bu serbest atış işinin anlatmak istediklerimle ilgisi yok. Sadece bilgi mahiyetinde yazdım.)
Umut, sana gönderdiğim DVD'lerde Jordan'ın iki uzatmalı maçta Cleveland'a 69 attığı bir maç vardır. Ya da Larry Bird'ün de muhteşem oynadığı ve Jordan'ın hala kırılamayan play-off rekoru olan Boston'a karşı 63 attığı maç... (Tüm zamanların play-off'larda atılmış en yüksek sayısı...) Savunmalara dikkat edersen, inanılmaz rakamlardır.
Modern zamanlarda (yani rakamların ciddiye alınacağı devirlerde) bence de rekor 81'dir. Ama dediğim gibi Kobe'nin o maçtaki sayılarının 65'ten sonrası soru işaretidir ve 70'i bulduktan sonra serbest atış çizgisinden buldukları tamamen hormonludur, sanaldır. Kopmuş maçta o kadar faul yapılıp çizgiye oyuncu gönderilmez. Hakem cephesi de, son 5 dakikada Toronto cephesi de bu işin içindedir.