Dün akşam arkadaşla beraber Caferağa'ya uğrayıverdik. Caferağa'yı biraz daha makyajlamışlar, girişteki bilet gişesi daha modern olmuş falan da içeriye girince değişen birşey yok, özlediğim gibi buldum.
Meşhur sosislisini burada dört liraya keyifle yerken, Ataşehir'de iki katına yemek zorunda kaldığımızı anlamak sosisin nereye girdiği hesabını yaptırdı.
Girdiğimiz sırada Fenerbahçe - Efes küçük erkekler maçı oynanıyordu. Sonrasında Fenerbahçe - Yeşilyurt genç erkekler maçı vardı.
http://www.fenerbahce.org/detay.asp?ContentID=38578http://www.fenerbahce.org/detay.asp?ContentID=38581Arkadaş üniversiteye kadar Yeşilyurt'ta lisanslı basketbol oynamıştı. O dönemden takım arkadaşı da şimdi gençlerin koçluğunu yapıyordu. Hem onunla sohbet ettik, hem küçüklerin maçına baktık. Salonda oyuncu ailelerinin ortalarda kümeleştiği 50 kişilik kadar bir izleyici vardı.
Fenerbahçe küçüklerde 12 numaralı pivot oynayan çocuk geniş kalıbıyla dikkat çekiyordu.
Küçükler kategorisinde üçlük çizgisi gerisinden atılan basketlere üçlük verilmiyormuş, ilginç bir kural. Sürekli tam saha baskıyla geçen maçta, hakemlerde sertliğe müsaade edince rugby maçı gibi birşey izledik. Efes son dakikaya farkı ikiye kadar indirdiyse de , bizimkiler maçı aldı. Tribündeki kadroya girmeyenlerde sahaya atlayıp, hep birlikte zıplayarak kutladılar.
Sonra abileri sahaya çıktı, belki Ayberk ile Berk'i izleriz diyorduk. Maçtan önce konuşurken Ayberk'in gençler liginin altını üstüne getirdiğini , uçanı smaçlayıp kaçanı blokladığını anlatıyorlardı. Bir de Ömer Aşık'ın 2.12 boyundaki kardeşi vardı kadroda.
Ömer Aşık'ın kardeşini merak ettiysekte , herhalde pek bir numarası yoktu ki koç Serdar Apaydın sadece maçın koptuğu son iki dakika oyuna aldı, herkese göre fizik olarak ağır bassa da hantal bir vücudu vardı, aynı abisinin Alpella zamanları gibi göründü, bir top geldiğinde smaçladı.
4 numaralı oyun kurucu Utku aynı Bo Mccalebb stilinde deliciliğiyle skora rahat katkı yaptı, takımda en çok o dikkati çekti. Özbek doğumlu Ömer Faruk hücumda fena değildi ama savunmada pek yerini dolduramadı.
Yeşilyurt maçın ilk iki periyodu başabaş götürdü, zaman zaman öne geçti. Üçüncü periyot tıkandıkları bir süreç oldu, fark biraz açıldı, ama Khalid El Amin fizikli enteresan bir genç vardı, eli çenesi durmayan zıpır bir tipleme. Güzel de şut sokunca bizimkilerin havasını bozdular ama son periyot bu elemanın çenesini kimse zaptedemeyince iki teknik faulle dışarı atıldı, maç ta koptu. Açıkçası altyapıdan gümbür gümbür gelen şu çocuk var diyebileceğim birini göremedim.
Ayberk ile Berk maçı tribünde önümüzde izliyorlardı, devre arası onlarda aşağı inip soyunma odasına geçtiler, sonra tekrar tribüne diğer yaş kategorisi oyuncu arkadaşlarının yanına çıktılar. Zeki Gülay'da gelmişti maça, çocukların yanına oturup onlarla ilgilendi. Çocuklardan biri de altyapı hocasının verdiği kamerayla maçı amatörce çekiyordu.
Senelerce nice güzel anılarla tribün yaptığımız salona gelmek beni bayağı keyiflendirdi. Özleyenler varsa İstanbul lig programına bakıp boş zamanlarını değerlendirebilirler.
http://istanbulbasketbol.com/Giriş hala beş lira
