Gönderen Konu: Fenerbahçe Grundig Acıbadem Erkekler Voleybol Ligi Maçları (2013 - 2014)  (Okunma sayısı 168715 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Cem Ağrak

  • Ziyaretçi
Arslan ortaya pas atmıyo diye eleştirilmiş ama bugün hiç kullanmadığı kadar kullandı ortayı,ha çoğu İbrahim SOROĞLU tarafından sayıya çevrilemedi gerçi.Bide Hüseyin'in bloksuz vurdurduğundan bahsedilmiş ama gölgesinden bile  Fake yiyen orta oyuncularımızın bundaki katkısı atlanmış.Maçı bırakıp İbrahim'i izlerseniz ne demek istediğm daha iyi anlaşılbilir.Yine skor 17-14 i-ken Marshalla üst üstee yaptırdığı hücumlardan bahsedilmiş ama 3 pozisyonunda tekli blokta vurdurduğundan ve Marshall'ın ikisini fileye taktığından bahsedilmemiş.(diğeri sayıydı zaten hakem vermedi)


Hakemleri bi tarafa koyarsak Halknbank'a maçı Stoychev'in Hüseyin-Mitar tercihi kazandırdı.Her ne kadar Raphael dünyanın en iyi bi kaç pasöründen biri olsada Türk oyunculara güvenmediği için "at topu fink'e" şeklinde  hareket edip Matej ve Juantorena'ya yıkıyodu oyunu(ilk maçta bariz şekilde görmüştük bunu)Diğer taraftan Burutay beğendiğm bi oyuncu olsada mental olarak düşebiliyo maç içinde Mitar'da Halkbank adına sahanın en iyilerindendi bu tercihide doğruydu yani Stoychev'in.

NOT:Arslan fanı falan değilim gördüklerimi yazdım sadece :)



Değerli fikirlerin için öncelikle teşekküler kardeşim ,
Arslan mevzuna bir iki açıklama ben getireyim çünkü kendisini en çok ben eleştiriyorum ,
80 kez hücum etmişiz ve 16 kez orta oyunculara pas atmış yani % 20 oranında ortaları kullanmış ki kendi standartlarının çok üzerinde.
ibrahim kötü oynadı demişsin ama 11 kez aldığı topta % 64 ile hücum etmiş bence iyi rakam
Kemal ne yazık ki 5 /2 % 40 ile hücum etmiş , Hele ki tekli blokta Emre'ye yakalandığı bir pozisyon var ki beni deli etti ,

Arslan ile eleştirileri yukarıda yazdım tekrar etmeye gerek yok diye düşünüyorum

raphael konusunda gelirsek , evet çok iyi bir pasördür ama onun oyun tarzı zaten smaçörler üzerinedir. Hani türklere güvenmiyor bütün oyuncu Matej ve Osmany üzerine yıkıyor demişsin , o kısma katılmıyorum 8) zaten hem Stoytchev in oyun tarzı biraz da böyledir. Ama dediğin gibi hüseyin ( kendisinden nefret ederim ama tekrar yazarm son 2 senedir muazzam oynuyor ) oynatınca Çaprazda Dimitar ı kullanmış oldu ve kendileri için çok önemli bir avantaj elde ettiler .
neyse kısaca bu kadar iyi manşet aldığımız bir maçı kaybetmemiz kötü oldu ...

« Son Düzenleme: 27 Ocak 2014, 12:01:07 Gönderen: Cem Ağrak »

Çevrimdışı Okan Y.

  • Üye
  • Yaş: 41
  • Yer: İstanbul
  • İleti: 1672
  • Cinsiyet: Bay
    • KendoKamae
Ben inanıyorum ki erkek voleybol ve kadın voleybol şubeleri, 3 temmuz sürecinin en çok darbesini yemiş şubelerdir. Eğer 3 temmuz garabeti yaşanmasa biz her iki şubede de farklı şeyleri konuşuyor olurduk.

Ben maalesef bu sezon hakkıyla takip edemiyorum erkek voleybolu zaman sıkıntısından ötürü. Lakin Castellani benim için idoldür. Onun gitmesine izin vermek hataydı, neyseki hatadan geri dönüldü. Sonuçlarını da şu anda görüyoruzCastellani'nin takımda olmasının. Aslan konusunda ise gerçekten izlememe gerek yok. Aslanın daha bırak başkasıyla sorunu çözmesini, kendisiyle sorunlarını çözebildiğini sanmıyorum. Bugün bu takımda gerçekten sahada kavga çıkmıyorsa bunun yegane sahibi Ivan Milijkovicin karakteridir. Normalde o seviyede bir oyuncuyu Aslan gibi vasat bir pasörle oynamaya kaç sene mecbur edebilirsiniz? Şu takımın Ivan'ın etinden sütünden faydalanması gerekirken biz adamı kaçırtmak için herşeyi yaptık.

Bizler bir gün daha Fenerbahçeli olarak yaşamak için hayata bağlanırız ve gerekirse o bir gün için bütün bir ömürü gözden çıkartırız.
A.Y.

Çevrimdışı sensiblex

  • Genel Moderatör
  • Üye
  • Yaş: 43
  • Yer: Üsküdar
  • İleti: 342
  • Cinsiyet: Bay
  • Fenerbahçe Tribün Lojistik Destek
Sevgili Kerem,1979 yılından 2008 yılına kadar mesleğim gereği İstanbul'da değildim.Caferağa salonunda hiç voleybol maçı izleyemedim.O zamanlar maçlar Sporsergi Sarayı'nda oynanırdı.Caferağa salonunun yerinde bir toprak futbol sahası vardı ve o zamanlar ışıklandırılmış olup daha İnönü Stadı'nda sadece gündüz maçı oynanırken orada gece maçları oynanırdı.Yani Caferağa atmosferini hiç yaşamadım.Yazdıklarının hiç bir kelimesine itirazım yok.Salona gelen ve benim itiraz ettiğim şarkılı tezahürat yapanlar gayet tabii takıma destek vermek istiyorlardır.Gerektiğinde şarkı da söylenir,yerinde söylenirse müthiş etki yapar,biz de zaman zaman bunlara eşlik ediyoruz.Benim derdim maçı yaşamak.Gerek Polonya gerekse İtalya'dan maçlar izliyoruz.Vallahi o seyircilerin maça çok büyük etkileri oluyor.En basiti
düşünsene rakip takımın her servis atışında bütün salonun çeşitli şekilde ıslık veya bağırmayla orayı cehenneme çevirdiğini.Bu sadece setin son sayılarında ve sayılar yakınken yapılıyor.Biz, Kim servis atarken devamlı ona adı ile ve alkışlarla tezahürat yapa yapa bunu  salonun geneline yayabildik.Şimdi bunun mu oyuna etkisi olur yada o anda söylenen şarkının mı?Tabii ki bu tezahüratlar hep birlikte iyi bir koodinasyonla yapılmalı ve bunu yapacak belirli guruplar öncülük yapmalı.Benim dünkü maçta gördüğüm oradaki iki gurubun (dikkat edersen her zaman her maçta olan ortada altta bulunan gurubu konu etmedim) kendi aralarında tezahürat maçı yaptığıdır.Voleybol,futbol gibi ara ara durağan oynanan bir spor değildir,her an oyunun içinde olunmalı diye bitireyim.

:) Evet Süleyman abi, Ereğli'de falan belli bir süre yaşamıştınız galiba, hatırladım. Belki sizin dostlardan o zamanlarda maça gelenler vardır. Zaten Caferağa'da voleybol çok sürmedi. İki sezon falan geçirdik. Ama eski Burhan Felek'le yapısı birbirine benzerdi. Güzel anılar olarak geçti.

Oralarda salonun ufak ve dar olmasından dolayı daha fazla maçın içinde olunurdu, tezahüratlarla tepkilerle bayağı baskılı ortam olurdu ama takımlarımız bu zamanki kadar güçlü değildi. Taraftardan bunalan rakip koçlar oyuncularını saha ortasına taktik vermeye götürürdü. Az kişi olunduğunda dahi keyifli bir ortam olurdu.

Maçı yaşamak dediğin gibi voleybol ve basketbolda tribün etkisi bakımından kıymetli bir unsur. Buna örnek gösterdiğin ülkelerde geçmişten beri yerleşmiş spor kültürü içinde, bu branşlardaki takımların ufak şehir ve kasabalara kadar yayılarak popülaritesini koruması da etkendir. Şimdi Fenerbahçe erkek voleybol takımı klasındaki bir takım mesela Bandırma'da olsaydı, her maç çok büyük ilgiyle coşkuyla takip edilirlerdi.

Bende Polonya,İtalya,Almanya salonlarındaki maçları izlediğimde etkileniyorum. Tek tip giyinen genci yaşlısı kitlenin orada ayakta davullarla falan tezahürat ettiği oluyor. Genelde çok büyük futbol branşı falan olmayan bölgelerde voleybol,basketbol iyice sivriliyor.
Bu takımların oralar için büyük bir sosyal etkisi olduğu gibi, sevdikleri sporu izlerken daha bilinçli davrandıklarını , tepkiler koyduklarını görüyoruz. Onlara bakınca bizim daha alacağımız yol var.

Biz ise futbol tribünlerinden salonlara geçiş yapan, kendi kendilerine boş salonlarda maç takip etmeyi tercih eden elitist voleybol camiasınca hor görülen, zamanla evrim dönemindeyken salonlarda onlara rahatsızlık veren bir taraftar topluluğu gibi türeyiverdik.

Maça gelen taraftarlarımız canları isterse bu bahsettiğiniz tarzı becerebiliyor, ancak herkes sizin kadar düzenli maça gelip oyunu kavramadığından genelde bildikleri işe yöneliyorlar. Bende yıllarca salon maçlarına gide gele dediğiniz maçı yaşamak modunun önemini iyice analiz etmişimdir. Gelen taraftarları çok eleştirmişimdir. Bazen de tribün içindeyken sarfedilen emekle yorulup, bir de sahaya baskı yapma ıslıklama işini üstlenmekle neden yıpranıp duruyoruz diye salonun gerisinde hiçbirşey yapmayanlara kızmışımdır.

Dün mesele maçın başında "Peşindeyiz Kanarya" diye bir besteyle girildi, çok tempolu değildir ama ilk teknik molaya kadar gayet coşkulu bir halde gidiverdi, zira takım da maça iyi giriş yapmıştı.
Sonrasında farklı yeni besteleri söyleyelim düşüncesine daldıkları süreçte, oyun başabaş hale gelmişti bile.

Burada suçlu onlar mıdır, oyunun akışında rakibin kendilerini geçmesine fırsat veren oyuncular mıdır, yoksa kritik yerlerde dengeyi bozan hakem midir.

Ben köşede çekim yaparken bir grup kadın onlara bela okuyordu, sanki onlar düşman ve oyunu sabote etmeye gelmiş gibi. Ben de maçta ivmeyi kaybetmişken salonda aynı modda sahadan kopuk birşey olmuyormuş gibi aynı tezahüratların sürmesini sevmem de bunu düzeltmenin yolu böyle üst perdeden bela okumak değil. 

17-17 olduktan sonra Saldır Fener tarzına döndüler ama nafile çabalar oldu. Böylesine geniş , sahaya uzak, içi boş olunca oyuncu-taraftar etkileşimine soğuk bir ortam sunan bir salonda istenen ortam olmuyor. Tek artı yanı kulübün organizasyonunda olmadığı için ucuz biletle gençlerin gelebildiği, Ataşehir'deki endüstriyel spor salonundan daha bağımsız ve rahat olabildiklerini söyleyebilirim. Bu noktada ego savaşlarına girmeyip salt takımı destekleseler faydaları artacak.

(Dün ufak bir grup geldi, maçın ikinci seti falandı, tek yaptıkları maç sonunda fırsat bulup Aziz Yıldırım'a tezahürat etmek oldu. Geldikleri yerde Bağlarbaşı semti, salonun dibi ama misyonları Fenerbahçe'yi desteklemekten farklı şeyler olunca, oradaki varlıkları ne sizin ne benim ne de tribünde o yukarıda duran tribüncülerin Fenerbahçe için olan saf duygularından değerli sayılmazlar)

Neyse , inşallah erkek voleybol takımını layık oldukları bir ortamda hep beraber izleyip desteklemek bir gün kısmet olur.
Düştük yine yollarına, sevdamızı haykırmaya...
http://www.youtube.com/user/sensibleturk

Çevrimdışı nadir

  • Üye
  • İleti: 24
  • Cinsiyet: Bay
       Üzgünüm.. Bu konuda daha önce yazılan mesajları okuma fırsatı bulamadım.. ama Fenerbahçe Grundig'in Halkbank'a yeileceğini biliyordum.. Nerden mi biliyordum,kendi takımımızdan dolayı biliyordum.Bizde AŞIRI bir öz güven var.. Özgüven lazım da,bizde biraz fazla aşırısı var.. Yoksa neden o servisleri bedavadan kaçıralım ki?! Maçları bize kaybettiren sayılar,hep maç genelindeki veya setlerdeki servis hatalarımız..  :(

     
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2014, 19:33:42 Gönderen: nadir »

Cem Ağrak

  • Ziyaretçi
Bütün yönetici moderatör ve üye arkadaşlarımdan çok özür diliyorum ama cevap yazmazsam içimde patlayacak kendi kendimi yemiş olacağım.

Ben çok yorum gördüm ama şu yukaridaki kadar " BOŞ "yorum görmedim. Ben herkesin fikrine saygı duyarım , altını doldurup her türlü eleştiriye laf etmem, etmekte haddime değil zaten.  Maç ile ilgili teknik ve istatistiki veriler girip karşı tez sunmaya gerek yok çünkü emeklerim yazık olur. bu yoruma bakılırsa öyle bir algı olacak durumda yok zaten.

Evet biraz saygısız bir yorum oldu ama bu yukarıda yapılan LAF SALATAKIĞINA karşı saygısızlık etmek hakkımı kullanıyorum. Bu şubeyi çok seven ve onlara emek veren bir taraftar olarak bu saygısızlık hakkının olduğunu düşünüyorum.

gerekiyorsa diğer yönetici/moderatör arkadaşlar bana ceza bile verebilir . Son derece ciddiyim. 
Gürol abi/hakan abi /özellik irem kiz ve diğer ekip arkadaşlarım bana kızabilir bu sert çıkıştan dolayı onlara karşı boynum kıldan ince 8)
Ayrıca dedigim gibi cezam ne ise çekerim hakim bey :)
En ağır sert eleştiriler olur yeri geliyor bende yapıyorum ama böyle abuk sabuk yorumlar yapılırsa ben sessiz kalmam kusura bakılmasın.
Tekrar herkesten Özür diliyorum kafanızı şişirdim  Haklar helal edilsin.
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2014, 10:42:04 Gönderen: Cem Ağrak »

Çevrimdışı Okan Y.

  • Üye
  • Yaş: 41
  • Yer: İstanbul
  • İleti: 1672
  • Cinsiyet: Bay
    • KendoKamae
       Üzgünüm.. Bu konuda daha önce yazılan mesajları okuma fırsatı bulamadım.. ama Fenerbahçe Grundig'in Halkbank'a yeileceğini biliyordum.. Nerden mi biliyordum,kendi takımımızdan dolayı biliyordum.Bizde AŞIRI bir öz güven var.. Özgüven lazım da,bizde biraz fazla aşırısı var.. Yoksa newden o servisleri bedavadan kaçıralım ki?! Maçları bize kaybettiren sayılar,hep maç genelindeki veya setlerdeki servis hatalarımız..

      Bir bakın,setler hangi sayılarla verilmiş...2 sayı veya 3 sayı farklarla her seti vermişiniz.. Setlerde yapılan servis hataları,belki bir iki, eksik olsa,o setlerde verilmeye bilirdi.. Marshall,İvan ve ibrahim Bşaran.. Mrashall ve İvan takımın en skorerleri.Ama İbrahim Bşaran'a ne oluyor ki,her servise gelişinde hata!!! Kardeşim,bari topu saha içine at ki,zarardan nasibin olmasın.. Bu,kendi kendine ateş etmek gibi bir şey..Bu kadar hatayi,diğer ikisi tolere edebilir ama,sen edemezzzzzzzzzzzzzzzzzsin...!  :( :o  Bazı oyuncular,yaptıkları hatalar ile,sevdikleri insanlara da zarar verebilirler istemeden de olsa.. Biraz geniş düşünmek lazım.. ::)

     Bayanlar derbisi: 3-0.... Erkekler derbisi de 3-0 ama aleyhimize... :( :o Maçlar sayılardan sonra atılan o nağralarla kazanılmıyor.. Blok yok!! Defans yok!!! Üstüne de devamlı servis kaçırıp;Sanki her şey yolundaymış gibi birbirini kandırma tiyatroları... Her şey iyi ve her şey yolunda.. Hayır,her şey yolunda değil!! Erkek Voleybol takımının KİBRİ biraz fazla kaçıyor.. Sahada ya varsınız;yada YOK!! Sizler,''YOK''olmayı seçiyorsunuz.. Nasıl mı,MEGALOMANLIĞINIZLA... Ya,soyunma odasında ne yapıyorsunuz,birbirinizi mi,hipnotize ediyorsunuz? Ya sahada yoksunuz,izliyoruz işte... Kime güveniyorsunuz,söyleyin biz de bilelim.. Ama maçı kaybedensiniz :o  Bir sayı,iki sayı farkla vermişsiniz setleri.. Ama sonuca bakalım.. KAYBETMİŞSİNİZ VE KAYBETMİŞİZ!! Bundan ötesi var mı?  FB Bayan Voleybol takımında bir azim görüyorum ama,sizde o azim malesef yok.. :(

    Sizlerin pek umrunda olmayacak bu,biliyorum ama.ÇOK TEESSSÜF EDİYORUM size FBG...YAZIK!!!!! :(   Aslında sizlerin daha güçsüz takımlara da yenilebileceğinizi görüyorum..İstikmet belli ziraa!! Fedakarlıklar etmeden ŞAMPİYON OLACAĞINIZI MI;düşünüyorsunuz yoksa..? YOK ÖYLE BİR DÜNYA!!!! ::) GEÇİNİZ!!   FB VOLEYBOL TAKIMLARI LİG ŞAMPİYONLARI OLSUNLAR.... Bayanlar bunu başarabilir de.. Sizde bir sıkıntı olur bence!! EGO''nuza bir ayar çetirin bence.. Oynamadan maç kazanamazsınız zira... Sahaya çık,tüm  gücünü ortaya koy;yine de kazanamazsan bizimsin.. Ama önce çıkacağın her maçı bir kazanmak için oyna....  Servisten sayı vermek:NEFRET EDİYORUM BU DURUMDAN...!!!!

    Fenerbahçe takımları,lütfen servis kaçırmayın.Rakipleriniz,s,izleri yeniyorsa,nedeni bu dur...  Set sonlarındaki acı akıbetler de bir fikir verenmiyorsa size.. Artık PES diyeceğim.. :( :o

Nadir Bey, herhalde sabah ezanında müezzine kafanız kızdı. Sabahın 4ünde bu kadar öfke nereden çıkar? Neyse ben gene de sizin dilinizden anladığımı Türkçe yazayım:

Fenerbahçe Grundig, Halkbank'a yenildiği için çok üzgünüm. Maç boyunca iyi servis atamadık. Özellikle İbrahim'in servisleri iyi değildi. Sanırım son dönemde arka arkaya gelen galibiyetler takımda bir özgüven patlaması yaşanmasına sebep olmuş. Bu maçta ne savunmada ne de hücumda gerekenleri yapamadık.

Tabii ki istiyorum ki Fenerbahçe Voleybol takımları hem Türkiye'de hem de Avrupa'da çok başarılı olsunlar, Şampiyonlar Ligini kazansınlar. Ama şu anki kadrolarla bunu başarmalarını güç görüyorum. Daha henüz voleybolun temel doğrularını hakkıyla yerine getiremiyoruz (iyi servis, iyi manşet)

Şu smileyi de uygun yerlere forum dostları yerleştirsin
 :) ;) :D ;D >:( :( :o 8) ??? ::) :P :-[ :-X :-\ :-* :'(
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2014, 11:09:05 Gönderen: Okan Y. »
Bizler bir gün daha Fenerbahçeli olarak yaşamak için hayata bağlanırız ve gerekirse o bir gün için bütün bir ömürü gözden çıkartırız.
A.Y.

Çevrimdışı Hakan Yaman

  • Yönetici
  • Üye
  • Yaş: 49
  • Yer: Antalya
  • İleti: 8494
  • Cinsiyet: Bay
Bütün yönetici moderatör ve üye arkadaşlarımdan çok özür diliyorum ama cevap yazmazsam içimde patlayacak kendi kendimi yemiş olacağım.

Ben çok yorum gördüm ama şu yukaridaki kadar " BOŞ "yorum görmedim. Ben herkesin fikrine saygı duyarım , altını doldurup her türlü eleştiriye laf etmem, etmekte haddime değil zaten.  Maç ile ilgili teknik ve istatistiki veriler girip karşı tez sunmaya gerek yok çünkü emeklerim yazık olur. bu yoruma bakılırsa öyle bir algı olacak durumda yok zaten.

Evet biraz saygısız bir yorum oldu ama bu yukarıda yapılan LAF SALATAKIĞINA karşı saygısızlık etmek hakkımı kullanıyorum. Bu şubeyi çok seven ve onlara emek veren bir taraftar olarak bu saygısızlık hakkının olduğunu düşünüyorum.

gerekiyorsa diğer yönetici/moderatör arkadaşlar bana ceza bile verebilir . Son derece ciddiyim. 
Gürol abi/hakan abi /özellik irem kiz ve diğer ekip arkadaşlarım bana kızabilir bu sert çıkıştan dolayı onlara karşı boynum kıldan ince 8)
Ayrıca dedigim gibi cezam ne ise çekerim hakim bey :)
En ağır sert eleştiriler olur yeri geliyor bende yapıyorum ama böyle abuk sabuk yorumlar yapılırsa ben sessiz kalmam kusura bakılmasın.
Tekrar herkesten Özür diliyorum kafanızı şişirdim  Haklar helal edilsin.


Senin sert çıkışını sevsinler. Kardeşim benim. :)

Cem Ağrak

  • Ziyaretçi
Hakan abi benim sert çıkışım anca bu kadar oluyor 8) :)

Çevrimdışı Hakan Yaman

  • Yönetici
  • Üye
  • Yaş: 49
  • Yer: Antalya
  • İleti: 8494
  • Cinsiyet: Bay
Cem, aynı sen haaa...


Cem Ağrak

  • Ziyaretçi
Cem, aynı sen haaa...



Ahahahahahahaq abi aynen öyle :)
Şimdi millet bizi yumuşak zannedecek ahahah

Çevrimdışı Süleyman Özgül

  • Üye
  • Yaş: 70
  • İleti: 730
  • Cinsiyet: Bay
:) Evet Süleyman abi, Ereğli'de falan belli bir süre yaşamıştınız galiba, hatırladım. Belki sizin dostlardan o zamanlarda maça gelenler vardır. Zaten Caferağa'da voleybol çok sürmedi. İki sezon falan geçirdik. Ama eski Burhan Felek'le yapısı birbirine benzerdi. Güzel anılar olarak geçti.

Oralarda salonun ufak ve dar olmasından dolayı daha fazla maçın içinde olunurdu, tezahüratlarla tepkilerle bayağı baskılı ortam olurdu ama takımlarımız bu zamanki kadar güçlü değildi. Taraftardan bunalan rakip koçlar oyuncularını saha ortasına taktik vermeye götürürdü. Az kişi olunduğunda dahi keyifli bir ortam olurdu.

Maçı yaşamak dediğin gibi voleybol ve basketbolda tribün etkisi bakımından kıymetli bir unsur. Buna örnek gösterdiğin ülkelerde geçmişten beri yerleşmiş spor kültürü içinde, bu branşlardaki takımların ufak şehir ve kasabalara kadar yayılarak popülaritesini koruması da etkendir. Şimdi Fenerbahçe erkek voleybol takımı klasındaki bir takım mesela Bandırma'da olsaydı, her maç çok büyük ilgiyle coşkuyla takip edilirlerdi.

Bende Polonya,İtalya,Almanya salonlarındaki maçları izlediğimde etkileniyorum. Tek tip giyinen genci yaşlısı kitlenin orada ayakta davullarla falan tezahürat ettiği oluyor. Genelde çok büyük futbol branşı falan olmayan bölgelerde voleybol,basketbol iyice sivriliyor.
Bu takımların oralar için büyük bir sosyal etkisi olduğu gibi, sevdikleri sporu izlerken daha bilinçli davrandıklarını , tepkiler koyduklarını görüyoruz. Onlara bakınca bizim daha alacağımız yol var.

Biz ise futbol tribünlerinden salonlara geçiş yapan, kendi kendilerine boş salonlarda maç takip etmeyi tercih eden elitist voleybol camiasınca hor görülen, zamanla evrim dönemindeyken salonlarda onlara rahatsızlık veren bir taraftar topluluğu gibi türeyiverdik.

Maça gelen taraftarlarımız canları isterse bu bahsettiğiniz tarzı becerebiliyor, ancak herkes sizin kadar düzenli maça gelip oyunu kavramadığından genelde bildikleri işe yöneliyorlar. Bende yıllarca salon maçlarına gide gele dediğiniz maçı yaşamak modunun önemini iyice analiz etmişimdir. Gelen taraftarları çok eleştirmişimdir. Bazen de tribün içindeyken sarfedilen emekle yorulup, bir de sahaya baskı yapma ıslıklama işini üstlenmekle neden yıpranıp duruyoruz diye salonun gerisinde hiçbirşey yapmayanlara kızmışımdır.

Dün mesele maçın başında "Peşindeyiz Kanarya" diye bir besteyle girildi, çok tempolu değildir ama ilk teknik molaya kadar gayet coşkulu bir halde gidiverdi, zira takım da maça iyi giriş yapmıştı.
Sonrasında farklı yeni besteleri söyleyelim düşüncesine daldıkları süreçte, oyun başabaş hale gelmişti bile.

Burada suçlu onlar mıdır, oyunun akışında rakibin kendilerini geçmesine fırsat veren oyuncular mıdır, yoksa kritik yerlerde dengeyi bozan hakem midir.

Ben köşede çekim yaparken bir grup kadın onlara bela okuyordu, sanki onlar düşman ve oyunu sabote etmeye gelmiş gibi. Ben de maçta ivmeyi kaybetmişken salonda aynı modda sahadan kopuk birşey olmuyormuş gibi aynı tezahüratların sürmesini sevmem de bunu düzeltmenin yolu böyle üst perdeden bela okumak değil. 

17-17 olduktan sonra Saldır Fener tarzına döndüler ama nafile çabalar oldu. Böylesine geniş , sahaya uzak, içi boş olunca oyuncu-taraftar etkileşimine soğuk bir ortam sunan bir salonda istenen ortam olmuyor. Tek artı yanı kulübün organizasyonunda olmadığı için ucuz biletle gençlerin gelebildiği, Ataşehir'deki endüstriyel spor salonundan daha bağımsız ve rahat olabildiklerini söyleyebilirim. Bu noktada ego savaşlarına girmeyip salt takımı destekleseler faydaları artacak.

(Dün ufak bir grup geldi, maçın ikinci seti falandı, tek yaptıkları maç sonunda fırsat bulup Aziz Yıldırım'a tezahürat etmek oldu. Geldikleri yerde Bağlarbaşı semti, salonun dibi ama misyonları Fenerbahçe'yi desteklemekten farklı şeyler olunca, oradaki varlıkları ne sizin ne benim ne de tribünde o yukarıda duran tribüncülerin Fenerbahçe için olan saf duygularından değerli sayılmazlar)

Neyse , inşallah erkek voleybol takımını layık oldukları bir ortamda hep beraber izleyip desteklemek bir gün kısmet olur.
Sevgili Kerem,senin yazdıklarınla benimkiler arasında bir fark göremiyorum.Aynı şeyleri istiyoruz ama olmuyor.Nedenlerini de çok güzel açıklamışsın.Belki ileri bir zamanda iyi bir voleybol seyircisi oluşur,ben göremem de sen inşallah görürsün :)Neyse şaka bir tarafa benim tek derdim şudur:seyirci ne yaparsa yapsın,şarkı mı söyler,ıslık mı çalar,bağırır mı bilmem sonucunda takımımızı sürekli oyuna sokmak,cesaretlendirmek,rakibi her daim ürkütmek ve hakemleri baskı altına almak.Bunun için (biraz hayalcilik oluyor ama) salonun çok iyi organize olması,senkronun iyi tutması gerekir.Gerçi biz burada havanda su dövüyoruz,olsun hiç olmazsa  içimizdekileri döküyoruz.Hepimizin ortak amacı takımlarımızın başarılı olması ve bu başarıda azıcıkta olsa seyirci olarak gerekeni yaparak payımızın olmasıdır.Ben hep şunu düşünürüm,yaşamda her alanda figüran olmayın,hep aktör olmaya çalışın.Sevgilerle.
Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü,ne kupa büyüklüğüdür.
Onun  büyüklüğü başka büyüklüktür işte.
Adı konamaz.

Çevrimdışı Anka

  • Genel Moderatör
  • Üye
  • İleti: 6179

İşin aslı herkesinde hem fikir olduğu/olacağı 1.000-1.500 kişilik kendi salonumuzun olması ve maçlarımızın o salonda oynanması.

Bu olduğu taktirde hem voleybola ilgili/bilgili bir taraftar kitlemiz olur hem de salonda rakibe gereken baskı daha kolay sağlanır.

 
FENERBAHÇE

Çevrimdışı Süleyman Özgül

  • Üye
  • Yaş: 70
  • İleti: 730
  • Cinsiyet: Bay
İşin aslı herkesinde hem fikir olduğu/olacağı 1.000-1.500 kişilik kendi salonumuzun olması ve maçlarımızın o salonda oynanması.

Bu olduğu taktirde hem voleybola ilgili/bilgili bir taraftar kitlemiz olur hem de salonda rakibe gereken baskı daha kolay sağlanır.

 
Ataşehir'deki küçük salon domestik maçlar için buna uygun (Yeşilyurt Salonu'nun dan daha iyi) ama zeminin parke olması handikap olabilir.Taraflex kaplanıp ta basket maçlarında parke zemine geçiş kolay olur mu bilmem.Eğer sorun bu ve çözülürse o salonda rakip takımı 10 kişi seyirci bile olsa perişan eder.
Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü,ne kupa büyüklüğüdür.
Onun  büyüklüğü başka büyüklüktür işte.
Adı konamaz.

Çevrimdışı Anka

  • Genel Moderatör
  • Üye
  • İleti: 6179

Parke zemin 1 saat de taraflex yapılabiliyor artık. Beşiktaş Akatlardaki salonunda bunu uyguluyor. Basketbol maçlarında parke zemin kullanılıyor, voleybol lig maçlarında taraflex zemin yapılıyor.

Ancak bence 1.000/1.500 kişilik bir özel bir voleybol salonu olması daha iyi olur gibi. Mesela Dereağzında.

FENERBAHÇE

Çevrimdışı Süleyman Özgül

  • Üye
  • Yaş: 70
  • İleti: 730
  • Cinsiyet: Bay
Aslında Dereağzı ulaşım açısından Ataşehir'e göre daha uygun,bunu sürekli dillendirirsek yönetimin dikkatini de çekebiliriz.Hakan Dinçay'a twitter dan da ulaşılıp bilgilendirilebilinir..
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2014, 14:42:36 Gönderen: Süleyman Özgül »
Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü,ne kupa büyüklüğüdür.
Onun  büyüklüğü başka büyüklüktür işte.
Adı konamaz.