Sesimizin kısıldığı ile kaldık. Gerçi üç beş senedir gitmek kısmet olmuyordu ama hayatım boyunca stattan izlediğim ve kazanamadığımız ilk Galatasaray maçı bu oldu. Bunu yaşatan Aziz Yıldırım ve yeni kuklasına selam olsun. Gerçekten kendisini aştı. İsmail Kartal'dan daha kötü bir hoca bulmayı istese de beceremez demiştim; becerdi. Yeni oyuncağı hayırlı olsun.
Kadıköy'e erken geldik. O coşkuyu öğle saatlerinde tatmaya başladık. Kadıköy iskelesine adım attığımızda saat henüz 13:00 idi.

Saat 13:30 gibi Maraton trübünü yanında bulunan Fenerium mağazasına geldik. Aaaa; o da ne? Aziz efendi ve Uğur Dündar içeride kitap imzaladığı için kapılar kapalı ve sadece kitap alanlar giriyor. izdiham var. Tabii biz Padişah efendinin kitabını bedavaya verseler kağıt helvada bile kullanmayacağımız için umurumuzda olmadı ama onu yakından görmek isteyen taraftarlar kapıya yüklendi ve "kapıyı açmayan cimbomlu olsun" tezahüratı yaptı. Biz de köşeden ne olacak diye seyrettik. Kulübü babasından miras çiftlik olarak gördüğünü artık resmen ilan eden Hazret-i Başkan "Aziz Yıldırım ooooo" temposu içinde kapıya geldi ve onu görmek için kapıya yüklenenleri bir güzel azarlayıp ağızlarına sıçtı. "Terbiyesizler, ben kapıyı ne zaman açtırırsam o zaman gireceksiniz" dediğine bu kulaklar şahit. Ben ise o anda hemen mağazanın kenarında şu fotoğrafı çektiriyordum. Hazret-i Aziz umurumda bile değildi anlayacağınız.