galatasaray’ı yenmeyi veya onlara yenilmeyi çok abartıyoruz biz.
Şampiyon olsan 'yenme ve yenilme' olayının abartısı konusunda haklı olabilirsin ama şampiyon olamıyorsan en azından bir tarafını sağlam tutman gerekiyor.
Yiğidi öldür hakkını yeme demişler;
Öyle ya da böyle Aziz Yıldırım zamanında derbilerde inanılmaz bir dominasyonun vardı. Rakipler, Kadıköy'e titreye titreye geliyordu. Senin o dominasyonun yeri geldiğinde kaybettiğin sezonlarda (yine öyle ya da böyle) tesellin oluyordu. Bu arada altını çizeyim bende şampiyonluğu derbilere tercih ederim. Demek istediğim başka bir şey. Ama olamıyorsan bir noktada farklı yerden sivrilmen ve ayakta kalman gerekiyor. O dominasyon bir yerde sana destek oluyordu.
Özellikle iç sahada ezeli rakiplerine 20 yıllık seriler yapmak da tarihi açıdan bambaşka bir değerdir. Yine Yıldırım zamanında (ki bu forumda kendisini en çok eleştirenlerin bile laf söylemediği tek konu olan) amatör branşlarda rakiplerini şamar oğlanına çevirdin. Basketbol ve voleyboyda marka oldun. Dalga geçtiğimiz masa tenisi, yüzme, boks vs vs. Her alanda zirvedeydin. Göğsünü gere gere Türkiye'nin açık ara en büyük spor kulübüyüm diyordun.
Ali Koç geldikten sonra;
Kabak tadı veren bütçe muhabbetiyle amatör şubelerin yok sayılma noktasına geldiği bir döneme girdin. Evet, amatör şubelerin geri dönüşü maddi olarak olmuyor, bunu da kimse inkar etmiyor zaten ama farklı formüller üretmek yerine, bakın burayı kapatırım gibi alttan alta ayar veriyorsun her konuşmanda.
Sana tarihinin en büyük başarısını getiren hocayı küstürüyorsun, gitmesine neden oluyorsun. Sana çok özel anlar yaşatmış şubenin içine etmek için elinden geleni yapıyorsun. Böyle giderse amatör şubeler diye takip edeceğimiz şube kalmayacak. Yavaş yavaş eritecek oraları ve bir gün bir bakacağız izleyeceğimiz bir şey kalmamış.
Derbilerdeki bütün psikolojik avantajı kaybettin zaten. Kadıköy artık rakipler için cehennem değil, cennete dönüştü. Eskiden övündüğün tek şey de elinden uçup gitti.
Tarihte hiçbir Fenerbahçe başkanına tanınmayan kredi sana tanındı. Fenerbahçe'yi küme düşerecek noktaya getirdin ses etmedi kimse, toparlamanı bekledi ama vasat bir anadolu takımından hallice oldun. Başarısız olan şubeyi daha başarısız, başarıları olan şubeleri ise başarısız olma yoluna soktun.
Ekonomik açıdan verdiği desteğe tek lafım yok. Türkiye'de Ali Koç'tan başkası da böyle bir destek vermeyebilirdi, ona da lafım yok. Helal olsun dedik, yaptığı kampanyalara da bütçemiz el verdiğince destek verdik. Herkes elini cebine koydu, destek olun dedi, desteklendi maddi manevi.
Ama artık 'Ali Koç olmasa batardık, kulüp kapanırdı' geyiği de sıkmaya başladı. Koskoca Fenerbahçe, Ali Koç var diye ayakta kalıp, yok diye kapanmaz. Kimse kusura bakmasın bizden çok daha beter bir ekonomik krizi Galatasaray yaşadı, üstelik uefa şampiyonluğu sonrası yaşadı. Hatırlayanlar iyi bilir o dönemleri, ne hallere düşmüşlerdi. Yani uzun lafın kısası, onlar batmadıysa biz hiç batmayız, kimse korkmasın o kadar.
Toparlamak gerekirse;
Ben, Ali Koç defolsun gitsin demiyorum. Ama aynaya bakması gerektiğini düşünüyorum. İyi giden şubelere çomak sokmadan, kötü giden şeylere 'doğru teşhislerle' müdahale etsin yeter. Bu kulüp, amatör şubelere ayrılan para yüzünden bu hale gelmedi. Amatör şubelere ayrılan parayı kısarak da bu durumdan kurtulmaz.
Başkan çıkıp samimi olarak taraftara dese ki, 'Arkadaş madem öyle siz de elinizi bir kez daha taşın altına koyun, basketbol kombinelerine yapacağım zammı kabul edin, 8000 de kombine alın...'' o taraftar gider, o zamlı tarifeden o kombineleri alır. Yeter ki, başkan samimi olsun bazı konularda, üç kuruşluk gazetecilerin / yorumcuların gazına gelmesin. Ben FBTV'yi açtığımda vakti zamanında Obradovic'e alttan alta ayar veren, her kötü sonuç sonrası bütçe iması yapan 2 haysiyet yoksunu insanı ekranda görmeye tahammül edemiyorum mesela. Bu adamların da bu kulübün kanalında işi yok.
Ali Koç, önce yönetimini ardından çevresini biraz değiştirmeli.