...endişelenmek anormal mi?....
Çok öznel bir kaç yüzde yazacağım ama beni tarif etmesi açısından önemli buluyorum; Dün gece potansiyelimizin %60 ını ancak gördüm. Sezon içinde %90 ve üzerini de görmüşlüğüm olduğu için içim rahat. Hatta bir adım öteye götüreyim, 2-2 olsa bile F4 e gideceğimizi düşünüyorum. Geçen yıl Paris maçlarını çabuk unuttuk. Daha önce de yazmıştım, hala aynı fikirdeyim. Paris serisi benim nazarıma göre daha zordu. Sevmediğimiz ve bize ters gelen Paris ekolü ile bu yıl neredeyse bizimle replika oyun düzenine sahip Zalgiris ekolünü karşılaştırınca; Paris serisinden çekindiğimizin yarısı bile değil endişem. Zalgirisi geçemeyeceğimiz düşüncesi hiç yok. Bilmediği ve zorlanacağını hissetiğin düzende motivasyonunu yükseltirsin hani...
Ya da şöyle bir örnek vereyim, yolun karşısına geçiyorsun, bir araba üstüne üstüne geliyor, sen de kaçamıyorsun. Sana çarpması kaçınılmaz. Son anda araba sana çarpmadan önce kendini sıkar-gardını alırsın. Başını gözünü korumaya çalışırsın. Çarpmanın etkisini düşürmek için, zararı hafifletmek için vücudun adrenalin pompalar, hayatta kalma içgüdüsü tüm benliğini sarar... Paris serisi işte böyleydi. Gardımızı almıştık...
Zalgiris serisi tamamen, bu araba bana çarpmaz ki ben nasıl olsa kaçar kurtulurum edasında geçiyor. Bu hissi veren aslında Saras'ın ta kendisi. Biz tam olarak bir "Koç" takımıyız. Liderimiz de, koç'un ta kendisi. Lider nasıl isterse öyle oluyor. O yüzden hep söylüyorum, Saras bizde olduğu sürece oyuncu gelmiş, gitmiş bence önemi yok! Saras bizde olsun, bir yolunu buluruz...
Endişelenmen anormal mi bilmiyorum ama kendi adıma çok rahatım. Başarabiliyorsan sen de rahat ol diye yazıyorum, selamlar.