Fenerbahçe Ülker için F4 yada F8 hedeflerinden öte, seviyesini belirleyeceği, nereye ait olduğunu ele güne göstereceği çok kritik bir dönemeçti, Milano deplasmanı.
Cska, Barça, Real'i ayrı bir yerde tutup, Oly, Pana ve Maccabi'yi de o üst grupta sayarsak, Fenerbahçe Ülker "bende sizin seviyenizdeyim" diyememiş olsada "alt kategoridekilerden de değilim" mesajını çok net vermiş ve bu dönemeçi, başından sonuna hak edilmiş bir galibiyetle en güzel şekilde dönmüştür.
İlk periyodu karşılıklı basketlerle geçilen maç, atanın kazanacağı havasını vermişti ancak ikinci periyodta savunma seviyeleri yükselince skor yarı yarıya indi. İkinci yarının başlamasıyla, Fenerbahçe Ülker oyuna ağırlığını koydu ve yükselişe geçti gibi görünen Milano'yu sahasında rahat geçti.
Bu maçın en kabataslak kısaca yorumuydu...
İstatistiğe fazla girmeden yazmaya dikkat etsem de özellikle birkaç rakam söylemezsek ayıp etmiş oluruz..
Fenerbahçe Ülker tarafında yapılan 18 asist (*Bogdanovic 8, *Zisis 4), 33 ribaund (*Bjelica 9, Vesely

, 9 top çalma, EA7'nin 14 top kaybına karşı 9 top kaybı.
Özellikle Nikos Zisis, bu maçta takımın çok önemli bir parçası olduğunu gösterdi. Oyun zekası ve biraz erken faul problemine girse de savunması etkileyiciydi. Tek tek tüm oyunculardan bahsetmeyelim ancak Jan Vesely de müthiş bir maç çıkardı. Artık çok net Obradovic'in sahada olmasını istediği uzunlar Jan ve Nemanja. Onların beraber oynadığı sürelerde savunma yönü (karartma) sıkıntılı olsa da, ancak burda bir parentez açalım, Vesely'nin transitionlarda yaptığı kısa savunması kusursuz, hücumlara gelince de izlemenin tadına doyulmuyor. Bireysele pek girmeyelim dedik ama Goudelock olayı çok karmaşık bir hal almaya başladı. Seviye yükseldikçe performans düşüyor. Gou'yu maç özelinde anlatmak için yeterli olan veri, ranking'inin 0 olmasıdır. Umarız toparlar.
Son söz olarak da, sevgili Ricky Hickman, öldün mü kaldın mı be adam?
Sent from my iPhone using Tapatalk